Cumartesi, Haziran 20, 2009

De get yemeğimi yalnız yiyecem

Ah bu hostellerde dönen gezi muhabbetlerine ne gülüyorum. Eskiden olsa bayılırdım, "aa ne ilginç fransada hangi şehirdensin?" ya da "tam bir buçuk yılda gezmekten yorulmadın mı? ah ben hayatta yapamam senin yaptığını" gibi kıl kuyruk tepkiler verirdim.

Kaldıgım boktan ergen hostelinin mutfağında açlıktan kudurmuş yemek roketlemeye çalışıyordum. Giydiği latin amerikaa özgü örgü kapişonludan hippi ayaklarınad tutunmaya çalıştıgını, saçı sakalından tutunmayı başaramadığını, erdemli yarrak tavrından da universite öğrencisi olduğunu çıkardım. Gayet ciddi, üniversite hipisinden bahsediyoruz burda.

Dedi nerdensin, türkiye. Bak cevaba bak; "gezdiğim 5 ay boyunca tanıştığım ilk türksün"
aklımdan neler geçmedi ki o an,
"siktir git başımdan"
"bana ne git darlama beni"
"dolaşan adam siktir git ayak altında dolaşma"

Mevzu sadece ve sadece onun 5 aydır gezıyor olması. Benim, yemeğin hiç önemi yok.
Hostel kurumu sırf bu "oh, are you travelling? how long have you been travelling? yeah, I prefer lonely planet as well" muhabbetleri yüzünden çökecek.

Salı, Haziran 16, 2009

Her başlangıç bir kuşku

Dün Mexico City havaalanında 10 saat boktan bir odada geçirdim. Televizyon sonunu kadar açık (ispanyolca), kola makinası bangır bangır çalışıyor ve tavandakı floresanlar ortamı germekten başka bir işe yaramıyor. Daha kötü de olabilirdi, vizem olmadığı için sorguya çekilebilirdim. Ama işte gözünü sevdiğim 3. dünya ülkesi yolları.

Bir aydır sürekli koltuklarda uyumanın, kendime ait bir oda edinemeyişimin ardından, havalanı servisinde tanıştığım avustralyalı çocuğun izinden bir hostele yerleşiyorum. Kendimi yatağa bırakıyorum ve.. aynen nakavt. Kabuslu mabuslu derin bir uyku çekiyorum. Bir ara dışarıda ucuz bir şeyler atıyorum, akşam yemeğini marketten aldığım et ve pilavla çözüyorum. Etin makarnadan daha ucuz olduğu bir ülkedeyim.

Buenos Aires sokaklarında öyle rafet el roman triplerine girmeden sakince yürüyorum biraz. Yatağın yanındaki pencereden hafif soğuk yediğimi sabah anlıyorum, biraz geç oluyor tabi..

Pazartesi, Haziran 08, 2009

Başka bir salon

Ve başka bir koltuk. Bu sefer ki daha rahat ama. İçinde durduğu salon da daha sıcak.
Televizyonun karşısında biraz beyini dinlendirdim, içeriği hafif neşeli cinsten sohbetler ettim. Buenos Airesde oda fiyatlarına baktım. Fiyatlar fahiş ama resimlerde gördüklerim güneyi ne kadar sevdiğimi bir kere daha hatırlattı. Şimdi uykuya geçiyorum. Güzel gelişme var. Hele dünden sonra gereken gelişmeler bunlar. Koltuk rahat, sırtım keyiften dört köşe olacak.

Cumartesi, Haziran 06, 2009

Elektrik yok

Artık iç sıkıntısıyla barlarda tek başıma içmeye alıştım. Bugünün bir farkı yoktu, diğer iç sıkıntısından ne yapacağımı bile bilemediğim gecelerden. Bunu bilmek insana yardımcı olmuyor ya gerçi, taburede oturup dunyanın bitmesini bekliyor insan, farkında olmadan. Bugün neyse ki tanıdıklara denk geldim. Biraz laflama usülü. Bir ara bardan çıkıp başka bir bara yürüdüm. Tatlı bir canlı müzik vardı. İlk bara geri dönünce bir ara aşık olduğum o kızı gördüm. Hatırlaığım samimiyetsiz şirinlikle ("nice" daha bir uyuyor) yanıma geldi. Fıkra dinlemekle meşguldum, bir de içtensiz saçmalık çekmek istememiş olmalı ki canım aynen postaladım. İleride hatırlayacağım bir tür dönüm noktası olacak bu heralde. Şimdi son üç gündür ev dediğim yere geldim. Elektrikler kesik. Bugünü 19 dolar harcayarak geçirdim. Bir cuma için kabul edilebilir. Hayat zor. Biraz.