Bakıyorum da buraya en son öfkeli hostel günlerinde yazmışım. O ara insanlardan uzak durmaya çalışıyordum, kendime ait bir alanım olacağı günlerin hayalini kurarak huzur bulmaya çalışıyordum. Aşağıdaki olayın geçtiği parti hosteli pek de yardımcı olmuyordu huzur arayışımda. Yakınlardaki başka bir hostel kendimi daha iyi hissettirmişti. İşte o hostelde kalırken nihayet şu anda bunları yazdığım evi bulmuştum.
Çok şey yaşandı tabi. Hepsini yazmaya gerek yok gerçi, ayrıca çok gerilere dönüp yazmayı sevmiyorum, canım sıkılıyor yazarken. Kısaca bir şeyler yazmam gerekirse (gerektiğinden değil de, unutulmasın) Mexico 1482'deki evdeki penceresiz ilk odamı, Robert'le mutfakta sonları hep sıkıcı olan fotoğraf muhabbetlerini, Kolombiyalılarımla dışarı çıkışlarımı yazarım. Çok da uzun bahsetmeye gerek yok. Hosteldeki ilk günler ne kadar ağırdıysa, evdeki ilk günler de o kadar huzurluydu. Kendimi eve kapayıp başımın üzerindeki çatıya minnet duygusuyla kendimden geçtim, sırnaştım.
çok uluslu lezzet durakları
15 yıl önce