Salı, Şubat 24, 2009

Kayıp

Az önce tarih hocamın attığı maili okudum. Önümüzdeki 2 hafta boyunca dersin iptal olduğunu yazmış. Sebep olarak da ailede birisinin vefat ettiğini söylemiş. Mail şöyle bitiyor: ...ve lütfen kardeşim için dua edin.

Duygulandım. Öldürmek üzerine düşünürken bir şeyi atlamışım belli ki. Ölmek. Çok da takılmamak lazım buna di mi? Çünkü çıkacak bir sonuç yok gibi. Kendini hazırlamaktan başka. Hazırlanmak da iyidir. Hazırlıksız ölmekten korkuyorum gibi, hazırlanınca ne olacaksa.

Telefon çalsa, karşıdaki ses kardeşinin öldüğünü söylese, telefonu kapattığın andan itibaren belki de yıllarca geçmeyecek bir iç sıkıntısı başlar. O sıkıntıyı ancak şöyle tarif edebiliyorum: arabada kolumu yasladığım, hesapta içinde cdlerimi saklayacağım o kapaklı çıkıntının içine kola dökülmüş. Ayık kafayla gördüğümde içime bir sıkıntı düşmüştü, çünkü nasıl temizleyeceğimi bilemiyordum vs... Boktan bir araba parçasından kerdeş kayıbına geçişimi başaçıkılamazlıkla yapıyorum. Başaçıkamazsın. Telefon gelir, o iç sıkıntısıyla uzun bir yolculuk yaparsın, cenazeye gidersin, aileyi teselli edersin, ağlarsın ama başaçıkmazsın.

Maili okudum, inançsız kibirimden taviz vermeden hocanın dua çağrısına uydum. Sonra dedim ki, deniz daha çok şey var ölüm hakkında öğreneceğin.

Pazartesi, Şubat 23, 2009

Savaş

Savaş nasıl bir şey merak ediyorum. Elinde silahla koşmak, göt ata ata.. Silah soğuk olmalı, birlikte savaşanlar birbirlerine apayrı bir bağla bağlanmış olmalı. Nişan al, tetiği çek, tanımadığın birisi öldü. Öldürmek.


http://www.guardian.co.uk/theobserver/2000/aug/20/features.magazine47
http://www.thezanzibarchest.com/Resources/C11.jpg

Pazar, Şubat 08, 2009

Dünyanın sonu

Son bir kaç senedir uyku benim için tam bir çileye dönüştü. Her gece uyku arasında uyanıyorum, saatlerce yatakta dönüp sonra tekrar bayılıyorum. Uykuyla aram bu kadasr kötü olunca rüyalarla da bundan daha iyi olamıyor. Rüya görmüyorum, gördüm mü anlamsız, hiç bir şekilde ilgi çekici olmayan şeyler görüyorum.

Dün akşam garip bir şey oldu ama. Rüyamda dünyanın sonunu gördüm. Dünyaya bir meteor çarpacak, hepimiz ölecez. Kaçış yok. Son anlarımızda arkadaşlarla içiyoruz. Bol bol gülüyoruz, kimse morali bozuk görünmüyor. Sydney ile artık konuşuyorum, biraz yüzeysel muhabbet. Son anlar hüzünlü ama boğucu değil.

Birden çığlıklar yükseliyor, koşarak bulunduğum bardan çıkıyorum. Bir bakıyorum ki meteor atfosfere girmiş, gürül gürül yaklaşıyor uzakta bir yerdeki kara parçasına. Koşmaya başlıyorum. Bir barda ölmek gibi bir niyetim yok. Çimenlik bir yere vardığımda meteorun arkasında bıraktığı tüm duman çizgisini görüyorum. Yakınlarda birisi daha var benim gibi. Oturuyorum. Ölmeden önce son görmek istediğim şey beni öldürecek olan o koca cisim. Gittikçe alçalıyor meteor, bende heyecan tavan. Korkuyorum, hazır olmadığımı düşünüyorum.

Meteor uzaktaki o noktaya çarpıyor. Şok dalgasının üzerime doğru gelmesini iki saniye boyunca izliyorum. O iki saniye boyunca şok dalgasının beni direk öldüreceğini düşünüyorum. Bir an dalganın tüm vücudumu yakacağını düşünüyorum. Öyle olmuyor. Şok dalgasını tüm vücudumda hissediyorum. Kuvevtli bir G gibi. Ama ölmüyorum. Diyorum ki kendi kendime, bu dalga gidebildiği kadar uzağa gidecek, sonra güm! Son. Sonun da sonu. İlk dalga sesi siliyor, geriye sadece o pür sessizlikte içimden bakalım "şimdi ne olacak?" yankılanıyor. Şimdi ölücem. Acaba nasıl olacak. Şimdi başlayan o şey her neyse sonsuza kadar devam edecek. Korkutan biraz da sürenin uzunluğu.

Ölüyorum. Uyanıyorum.


**********************

Az önce soğan rendelerken bir siren sesi duyduğumu zannettim. Aklım direk dünyanın sonuna gitti. Rüyamda ölümü çok estetik karşılamıştım. Bir ovada, sessizce beklemek, ölümün gelişini izlemek vs.. Peki ya dünyanın sonunu karşılayacak fırsatım olmazsa? Ya bok gibi, soğan rendelerken dünyanın sonu gelirse? Kaçınılmaz ölümden önce insan dostlarla muhabbet etmek ister, güzel bir içki, güzel bir seks, güzel bir yemek... Birileri tüm bu güzellikler listesini tamamlayarak ölüme hazırlanırken, birileri de illa ki soğan doğrarken yakalanacak ölüme.