Basim yatagin ayakucunda, gozlerimi bosluga dikiyorum. Bir sure bir sey dusunmeden odama goz gezdiriyorum. Oda hafif soguk, altimdaki battaniye isitiyor profilden. Keyifle donup diger yanimi da isitiyorum. Yatakta dogruluyorum. Ahsap baza gicirdiyor. Coraplarimi cikarmissam geri giyiyorum, ev icinde giydigim beyaz ayakkabilarimi giyiyorum. Kapidan cikana kadar illaki bir gozum disariya gidiyor. Hep ayni manzara, baska bir apartman ve bir insaat. Cekmecelerden sarkan kiyafetleri katlama planlari yapip, basucumdaki cekmeceligin uzerine ilgi cekici bir sey birakmismiyim diye son bir bakiveriyorum. Odamdan cikariyorum kendimi.
Ilk once ilak bir sagima, salona bakarim. Ozellikle televizyon sesi geliyorsa, kim izliyor diye bakarim kapidan uzaklasirken. Geri donus yolunda belki ugrarim salona, o muazzam yesil koltuklara gomerim kendimi. Ev kapisinin hemen karsisindaki alcak sehpanin (duvardaki resimin hemen yaninda) uzerine yeni bir seyler konmussa onlara bakarim. Cogunlukla hedefim mutfak olur. Mutfaga dogru yururken ayakkabilarimdan cikar gicirdama sesiyle o anki ruh halime gore keyiflenir ya da rahatsiz olurum. Gustav'in kapisinin onunden gecerken iceriye bir goz atarim. Napiyor, Diana yanindami diye. Julian'in kapisi illaki kapali olur. Eger sansesei aciksa kapi dik dik bakarim kapidan iceri. Julian'in akibetini kestirmeye calisirim. Mutfaktan onceki son kapinin kapali olmasini isterim. Eger kapi acik ve Erin iceride degilse; bir de mutfaktan sesler geliyorsa moralim direk duser. Erin'i nasil kestirip atacagimi dusunurum.
Mutfakta ilk is buzdolabinin kapisini acmak olur. Acik biraktigim yemek varsa dolapta sag kalip kalmadigini kontrol ederim. Her ne kadar benden baska tirtiklayici olmadigini bilsem de evde yine de icimi rahatlatirim. Hem zaten yapacak hic bir isim olmadigi icin vakit sikintim yok, istedigim kadar oylanabilirim. Sabahlari cirpilmis yumuta-recel-kahve, ogle ve aksamlari makarna ya da pilav yanina etli bir seyler yaparim. Yemegimi hazirlarken Gustav ya da Julian girerse mutfaga yemek isteyip istemediklerini sorarim. Ogle vakti ise ve sordugum Gustav'sa cevap evet, ogunden bagimsiz olarak Julian'sa cevap hayir olur. Eger buyuk tencere bulamac tarzi bir karisim gorursem bilirim ki Julian'a aittir. Et parcalari sayica fazlaysa bir tanesini atarim agzima. Bulasik yikarken sicak su illa ki elimi yakar. Bu esnada ev sahibim ile iliskim aklima gelir, ne durumda oldugumu gozden geciririm.
Illaki bir salona ugrarim. Ev gunes alirken kapilar acik olur. Koltuga gomulup ayagimi deri tabureye uzatirim. Ispanyolca altyazili bir kac kanaldan olusan seceneklerim arasinda doner dururum. Odama geri donup bilgisayarda dizi atarim, yatakta biraktigim yerden kitap okumaya devam ederim.