Cuma, Ağustos 21, 2009

Zorlama

Nasil da karar almayi zorunda kaldigim ana kadar erteliyorum. Bugun ev sahibim 10 gun sonra cikmam gerektigini soylediginde cok sinirlendim. Biraz uzerine dusununce son tarihin belirlenmis olmasi yapmayi uzun suredir planladigim seyler icin atilim yapacagim anlamina geldigini kavradim. Sonra kendime sinirlendim. Illa zorunda kalinca mi karar alacam hep.

Çarşamba, Ağustos 19, 2009

Sevilenler

Bazi karakterleri sevmemek elde degil. Merak ediyorum, acaba herkes belli karakterleri mi sevmeden edemiyor, yoksa herkesin tipi farkli mi? Soru kendisini cevapladi bile ama yine bazi insanlari oyle seviyor oyle imreniyorum ki sevilmemeleri zor diye dusunuyorum. Benim tipim hareketli, neseli, kural tanimaz olanlar. Tutkulu, merakli ve cesur. Bir kisi tanidim bu ozelliklere sahip. Artik gorusmesek de hala gulumseyerek hatirliyorum kendisini. Kimse oyle pek ozel degil. Hep boyle oldugunu zannetmiyorum ama bu icinde yasadigim su donemde cogu insanin ne kadar ongorulebilir oldugunu degistirmiyor. Cok sikici bir sey tabi bu. Bazen konustugum insanin belli bir grubu belirleyen cevaplar butunu oldugunu dusunuyorum. Az oncekiler sadece sasirtici olmaya devam ediyorlar, heyecan sunuyorlar. Acaba baskalari da benim icin ayni seyi dusunuyor mu? sanmiyorum.

Salı, Ağustos 18, 2009

Kisa yolculuk

Basim yatagin ayakucunda, gozlerimi bosluga dikiyorum. Bir sure bir sey dusunmeden odama goz gezdiriyorum. Oda hafif soguk, altimdaki battaniye isitiyor profilden. Keyifle donup diger yanimi da isitiyorum. Yatakta dogruluyorum. Ahsap baza gicirdiyor. Coraplarimi cikarmissam geri giyiyorum, ev icinde giydigim beyaz ayakkabilarimi giyiyorum. Kapidan cikana kadar illaki bir gozum disariya gidiyor. Hep ayni manzara, baska bir apartman ve bir insaat. Cekmecelerden sarkan kiyafetleri katlama planlari yapip, basucumdaki cekmeceligin uzerine ilgi cekici bir sey birakmismiyim diye son bir bakiveriyorum. Odamdan cikariyorum kendimi.

Ilk once ilak bir sagima, salona bakarim. Ozellikle televizyon sesi geliyorsa, kim izliyor diye bakarim kapidan uzaklasirken. Geri donus yolunda belki ugrarim salona, o muazzam yesil koltuklara gomerim kendimi. Ev kapisinin hemen karsisindaki alcak sehpanin (duvardaki resimin hemen yaninda) uzerine yeni bir seyler konmussa onlara bakarim. Cogunlukla hedefim mutfak olur. Mutfaga dogru yururken ayakkabilarimdan cikar gicirdama sesiyle o anki ruh halime gore keyiflenir ya da rahatsiz olurum. Gustav'in kapisinin onunden gecerken iceriye bir goz atarim. Napiyor, Diana yanindami diye. Julian'in kapisi illaki kapali olur. Eger sansesei aciksa kapi dik dik bakarim kapidan iceri. Julian'in akibetini kestirmeye calisirim. Mutfaktan onceki son kapinin kapali olmasini isterim. Eger kapi acik ve Erin iceride degilse; bir de mutfaktan sesler geliyorsa moralim direk duser. Erin'i nasil kestirip atacagimi dusunurum.

Mutfakta ilk is buzdolabinin kapisini acmak olur. Acik biraktigim yemek varsa dolapta sag kalip kalmadigini kontrol ederim. Her ne kadar benden baska tirtiklayici olmadigini bilsem de evde yine de icimi rahatlatirim. Hem zaten yapacak hic bir isim olmadigi icin vakit sikintim yok, istedigim kadar oylanabilirim. Sabahlari cirpilmis yumuta-recel-kahve, ogle ve aksamlari makarna ya da pilav yanina etli bir seyler yaparim. Yemegimi hazirlarken Gustav ya da Julian girerse mutfaga yemek isteyip istemediklerini sorarim. Ogle vakti ise ve sordugum Gustav'sa cevap evet, ogunden bagimsiz olarak Julian'sa cevap hayir olur. Eger buyuk tencere bulamac tarzi bir karisim gorursem bilirim ki Julian'a aittir. Et parcalari sayica fazlaysa bir tanesini atarim agzima. Bulasik yikarken sicak su illa ki elimi yakar. Bu esnada ev sahibim ile iliskim aklima gelir, ne durumda oldugumu gozden geciririm.

Illaki bir salona ugrarim. Ev gunes alirken kapilar acik olur. Koltuga gomulup ayagimi deri tabureye uzatirim. Ispanyolca altyazili bir kac kanaldan olusan seceneklerim arasinda doner dururum. Odama geri donup bilgisayarda dizi atarim, yatakta biraktigim yerden kitap okumaya devam ederim.

Pazartesi, Ağustos 17, 2009

Erkek manzaralari

Acilisi kutlanan ikinci el kiyafet dukkaninin bulundugu apartmandaydim. Kucuk evdeki yaslari (cogunlukla) kucuk guzel kiz ve erkeklere sempatiyle bakiyordum. Kimsenin bana geri bakmadigini kavrayinca kendimi bir koseye ittim, birami yudumladim. Icki tazeleme turlarimi maceraya cevirmeye calisiyordum, heyecanli kalabaligi arasindan gecerken heyecanlanmaya geyret ediyordum. O sirada geldi yanima. Daha once konusmustuk. Cat pat. Bulundugumuz evde nasil arkadasinin kiyagiyla kaldigini, esas cikmak istedegi bir evi ve o eve cikmasina el vermeyen maddi sikintisindan bahsetti. Bir suredir partideki kimseyle konusmamistim. Her yalniz sarhos oldugumda oldugu gibi aklimdan binlerce espiri, hakkinda konusulacak ilgi cekici (emin miyim?) konu geciyordu. Bir cift kulaginin olmasi yeterliydi o an keyifli bir sohbete girismeme. Ama olmadi. Konusurken suratima yaklastirdigi agzi kokuyordu. Nefes ve alkol karisimi. Uzaklastim

Yeni kesfettigim guzel bir bardan henuz cikmistim. Kanimda bolca alkol, yanimda az once birlikte sigara ictigim 2 eleman vardi. Arabasina binmek icin vedalastim bar arkadaslarimla. Iri yari ve gobekliydi. Sag kolu yolcu koltuguna dayamis taksisini hircin manevralara surukluyordu. Bir ara carpacak gibi oldu, direk hac cikardi. Biraz sonra bir hac daha cikardi. Ben guzel kafamla cikardigi haclarin onun hakkinda ne soyledigini cikarmaya calisirken Apartmanimin onunde durduk. 8.30 yazan taksimetresine karsi 10 verdim. .30una karsi da 1 verdim. Ben daha nasil pas attigimi anlamadan o golu atmis, elimde 20 kurusla birakip gaza basmisti bile. Odama ciktim.