Tuvaletin hayatımda bu kadar büyük bir yeri olması beni bazen şaşırtıyor. "Çok sıçıyorum abi" muhabbetine gelmek değil niyetim, hatta bok muhabbetine sarmak bile istemiyorum şu anda. Şunun farkına vardım; bunları yazmamın da sebebi bu, tuvaletin benim için ihtiyacımı gidereceğim bir alan dışında da bir anlamı var.
Öncelikle tuvaleti yalnız kalmak için kullanıyorum. Ortamdan uzaklaşmak istediğimde gidip bir elimi yüzümü yıkıyorum kandime geliyorum. Kafam çok dolu olduğunda (ders çalışırken) tuvelete gitmek benim için bir mola oluveriyor. Bu yüzden sanırım kütüphanenin tuvaletlerinde çok vakit geçiriyorum. Soğuk beyaz ışıkları, kağıt havluları vs..
Bir yandan da tuvalet garip bir yer değil mi? Sadece belli zamanlar gidiyoruz, gittiğimizde de gereğinden fazla vakit geçirmek için hiç bir sebep bulamıyoruz. Tuvaleti sidik ve bokla özdeşleştirdiğim için, özellikle kütüphane tuvaeti gibi ortak kullanım tuvaletlerinde, o bok ve sidikleri taşıyan boruları düşünürüm hep. Bok ve sidik kıvrıla kıvrıla borulardan geçip ninja kaplumbağa anavatanı olarak hayal ettiğim lağımlara gidiyorlar. Eğer o boruları da tuvaletin bir parçası olarak düşünürsek, tuvalet sandığımızdan çok daha yakın bir yer olabilir. Çünkü bir düşünsene, o borular duvarların içinden vızır vızır dolaşıyor, ayaklarımızın altından, başımızın üstünden bir yerlerden geçiyor. Arada sırada kafama o boruların birinden bir damla düşeceğini hayal ediyorum. Çok kötü olurdu.
Bir de bizim lisenin tuvaleti vardı. Birisi bizim üst dönemlerin 4. kattakki tuvalette çiğköfte yoğurup bağlama çalarak vakit geçirdiklerini anlatmıştı. Gerçek mi ya o? Baya leş olmalı. Fakat her şeye rağmen bizim lisenin tuvaletleri güzeldi, pisti ama güzeldi. 10 dakikalık tenefüslerimin büyük bir kısmını sigara içmediğim halde (tuvalette sigara içmek için toplanılırdı) o 4. kattaki tuvalette geçirmişimdir. O tuvalet benim için bir sosyal kulüp gibiydi. Dostarı gördüğüm, son haberleri aldığım, arkadaşlar edindiğim bir yerdi. Tabi o on dakikalık tenefüslerde o tayfanın bir parçasıysan sıçmak zordu. İmkansız değildi, ama kamufle olman gerekirdi. Muhabbetin orta yerinde "beyle ben bi sıçayım" dersen illaki başına bir pislik gelirdi. su mu atarlardı, ya da yukardan bakıp o çömelmiş en savunmasız halini hafızalarına kazırlardı.
Daha bahsetmeye değer tuvalet fayansları, pisuarlar, su tüketimini azaltan musluklar, el kurutma makinası vs kağıt havlu gibi binbir şey var. Ne yani tüm bunlara girip hiç bir anlamı ve değeri olmayan boktan bir tuvalet güzellemesine mi gireyim. Daha gidip bastırdığım fotoğrafları alacam ya.
çok uluslu lezzet durakları
15 yıl önce
2 yorum:
tuvalet ve sosyalleşme kısmındaki tespitlerine aynen katılıyorum. üniversiteye yeni giren gençlere nasıl ki "gidin kulüplere girin" diyorsam liseye yeni giren gençlere de "gidin bi s.çın, 5 kişi bi kabine girip sigara yakın" diyorum.
ayrıca bahsedilmesi gereken önemli bir nokta da henüz tuvalete dergiyle girilebileceğini idrak etmeden önce persil olsun yumoş olsun blendax olsun çeşitli unilever ürününün gerek kimyasal bileşenleri gerekse de kullanım alanlarıyla ilgili sınırsız bilginin arkalarındaki etiketler okunarak belleğimize yerleşmesidir. sosyalleşme, bilgiye erişim.. tıpkı internet gibi. her klozeti / hela taşını bir bilgisayar, boruları da fiberoptik kablolar olarak alırsak tuvalet internettir diyebilir miyiz ?
Internet kesinlikle tuvalettir. Uploadlar da bok.
Tuvaletten kadın kaldıracağım günleri sabırsızlıkla bekliyorum.
Yorum Gönder