Çarşamba, Mart 11, 2009

Pazartesi seks sohbetleri

Burada eşine az rastlanır türden hızlı bir haftasonun ardından kendimi toplayıp uzun bir uykuya hazırlanıyordum ki, arkadaş aradı. 2 gün önce ayarladığı ev konserine yeterince insan gelmeyeceğinden endişelendiği için olmalı, "Deniz geliyorsun di mi?" presi yaptı. Ok dedim. Hayatı yaşamak için hala ölüyorum, neden gitmeyeyim.

Konserin yapıldığı eve daha önce gitmiştim. Tam bir rüya evi, yüksek tavanlar, terasta şömine, 4 odası olan banyolar vs... Kötü, kuaför posterleri tadında kadın fotoğrafları çeken bir fotoğrafçının evi/stüdyosu. Eve girdiğimizde konser başlamıştı bile, kadın erkek ikilisi, "sempatik" müzikler çalıyordu, müzikteki sempatiklik karnımın açlığını bastıramadığı için beni midesel acılara sürüklüyordu. Arkadaşlara merhaba dedikten sonra aynen kayboldum, boktan çin lokantasında egg rolls attım.

Eve döndüğümde konser bitmişti ama parti bitmemişti. Koca mutfakta kokteylimsi takılmaca devam ediyordu. Bense, mutfakta takılmaca-evi keşfetmece ile zamanı doldurmaya çalışıyordum. Tam bu sırada gecenin 2 konuğuna rastladım. İlk yanlarına gittiğimde alkolsüzlükten çıldırmanın eşiğinde olduklarını görüp aynen sıvıştım. Sakinleşmelerini bekledikten sonra yanlarına gittim. Bu sefer de bakkala kimin yollanacağı belirlenmiş, paralar verilmişti bile. Okey dedim.

Konuklarım sosyoloji doktora çalışmalarından arta kalan zamanı ot içerek ve bölüm içi entrikalarla uğraşarak geçiren 2 kadındı. Onlardan konuk diye bahsedişim kafa karıştırmasın, o partiye benim konuğum olarak gelmediler. Onlar konuklarım, çünkü az sonra başlayacağımız pazartesi gecesi seks sohbetlerinde her konuk gibi mikrafonu ellerine almaktan çekinmediler.

İlk konumuz, amerikan erkeklerinin kötü sevişmesinin sebepleriydi. Yorum yapamadım, ama bende olmayan bazı özellikleri dinlerken inceden rahatladm, keyiflendim. Amerikan erkeklerinin yatak performansı bizi direkt olarak "pornocu gibi sevişme" konseptine getirdi. O noktada biraz tedirgin olmaya başladığımı itiraf etmeliyim. İyi sevişen bir erkek olarak kendimle ilgili iyi bildiğim herşeyin porno estetiği altında çöpe atılmasından korkuyordum. Ama öyle olmadı, "pornocu gibi sevişme"yi açtıkça kadınına hükmeden ve bunu yaparken belirli bir kalıbı takip eden, belirli bir rolu oynayan (başında ağzına verir, doggy'de kıçına şaplak atar..) erkeklere mahsus olduğunu kararlaştırdık. Benim sevişmemi porno benzeri yapan özellikler daha staminaya vurgu, esneklik ve yaratıcılıkla ilişkilendikleri için kabul edilebilir hatta tercih edilebilir çıktılar.

Yatakta yaratıcılık bizi benim önerdiğim "düşünerek sevişme" kavramına getirdi. İyi seksi açıklarken, duyuların beşi ile birlikte beynin düşünsel kapasitesinin de kullanılması gerektiğini, seksin bilinçli olarak yönlendirilebileceğini ve bunun seksi daha iyi yapabileceğini açıkladım. Takdir etmekle birlikte katılmadılar. Lugatımda hiç yeri olmayan bir kavram önerdiler yerine: kimya. İyi seksi belirleyen en önemli faktörün kimya olduğunu öne sürüyorlardı, oysa benim ne dedikleri hakkında hiç bir fikrim yoktu. Ten uyumuna, kimyanın başka bir formu, kadınların inandıklarını ama erkeklerin ise inanmak bir yana anlayamadıklarını söylediler. Kimya gibi ne olduğu belirsiz, yeri zamanı saptanamayan, incelenemeyen bir kavrama gelmeleri beni direk gerdi. Bir an için kadınlardan farklı olduğumu çok net bir biçimde hissettim. Ama üzerinde çok durmadım, kadınlarla ilgili keşfedilecek ve o keşif üzerine erkeklerin onları "anlayacağı" herhangi bri şey olduğunu düşünmemiştim hiçbir zaman.

Kimyayı bir kenera bıraktık. Kalkmanın zamanı geldiğini 12:30 olmuş saatten ve şık mutfaktaki insan sayısının azlığından anladık. Arka sokakta bir sigara içildi, bir kaç espiri daha yapıldı ve evlere yö-

son

1 yorum:

alimay dedi ki...

deniz,
sana "kimya" meselesini açıklayayım. kadınlar sanırım bu kelimeyi şu sebepten kullanıyorlar:
hiçbir şekilde orgazma gitmeyeceklerini düşündükleri bir seksin sonunda ayak parmaklarını kırarcasına büktüklerinde, ya da hayatlarının en iyi deneyimi olacağını düşündükleri bir adamı eve atıp herifin otuz saniyede tükenişini gördükten sonra, bunlara bir açıklama getirmek istiyorlar fakat bu üzerinde çok fazla durmak istedikleri bir konu da değil. o noktada "kimya" kelimesi hızır gibi yardımlarına yetişiyor işte.

kimyaymış. kimyanın seksteki tek rolü bir süre sonra vücudunda hissettmeye başladığın laktik asit birikimi, endorfin salgısı vb. gerisi zırva.

ama isterlerse kendilerine kimya dersi veririm, o çok farklı bi konu. kimya olsun, biyokimya olsun, eşeyli üremenin biyokimyadaki yeri olsun.